Başarılı bir öğretim yapmak deyin-ce, öğrencinin düşünsel, duygusal ve top-lumsal bakımdan bir bütün olarak gelişmesi; bu boyutlardaki sorunlarını çözebilecek yeterliliği kazanması, sağlıklı ve dengeli bir kişilik geliş-tirmesi anlaşılmaktadır. Her bireyi gerçek mutluluğa götürecek gerçek başarı, kendi eğilimleri doğrultusunda en iyi gelişebil-mesidir.
Başarı, göreceli bir kavramdır. Kesin kalıp ve grafikler başarıyı gerçekten ne derecede ifade ediyor. Çocuklardan başarı beklentisi, anne babaların vazgeçil-mez bir tutkusu. Onlardan sınav kazan-masını, sınıf geçmesini, okul bitirmesini ve beklediği üniversiteye gidip meslek edin-mesidir. En önemli ve modası geçmeyeni, “sınavda başarı” konusudur. İnsana mut-luluk çağrıştıran başarı kavramı, son yıllarda anne-babalar arasında “sorun” gibi algılanır olmuştur. Anne ve babaların okul başarısı için telaş ve heyecanı çocuklara bulaşmakta bazen çocuklarda başarıyı engelleyen “inhibisyon” veya “tutkusal aşırı hırs” oluşturmaktadır. Bu durumda çocuk, ailenin aşırı isteğine bilinçaltı bir mekaniz-ma ile karşı karşıya kalmakta, büsbütün başarısız olmaktadır.
Öğrenci başarısında yalnız ailenin değil, çeşitli etkenlerin olduğu şüphesizdir. Bunlardan başlıcaları okul, öğretim metot-ları, öğretmen etkenleri, ana ve babanın kişilik ve tutumları sayılabilir. Biz burada özellikle anne ve babanın başarıya olan etkisi üzerinde duracağız.
Öğrencinin başarılı olmasında zeka-nın da önemi vardır. Anne ve babanın ço-cuklarıyla yeterince ilgilenme-meleri, aile içinde yaşanan huzursuzluklar öğrencinin ze-kasını olumsuz yönde etkile-yerek, geçici bir süre için de olsa zekanın işlerliğini kaybettirebilir. Çev-reyle iyi bir uyum içinde olmak ise, zekayı daha verimli bir hale getirebilir, bireyin heyecansal olarak dengeli ve uyumlu bir kişiliğe sahip olması, zeka özelliklerini olumlu bir şekilde yönlendirir.
Zekanın tek başına başarıyı geti-rebileceği iddia edilemez. Heyecan güçlük-leri nedeniyle zekalarından beklenen ve-rimliliği gösteremeyen pek çok kişi olduğu gibi kişilerin de azim ve sebat özellikleriyle, zeki kişilerden daha başarılı olmuş orta-lama zeka düzeyine sahip insanlar vardır.
Aile ya da anne baba tutum ve davranışlarının çocuğun okul başarısına etkisi olduğunu söylemiştik. Aile, çocuğuna değişik şekillerde disiplin uygulamaktadır. Disiplin türleri şunlardır: Otoriter, demok-ratik, gevşek.
Demokratik disiplinin başarılı öğren-ci evlerinde, başarısız öğrenci evlerine göre daha fazla uygulandığı göze çarpmaktadır. Çocuklarına güven duyan ve onların güven duygularına inanarak ancak gerekli gördü-ğünde bir kaç sınırlamayla yetinen önemli kararlarda bile çocuklarının onayını alan anne babaların bu demokratik eğilimleri-nin başarı konusunda önemli katkısı vardır.
Kişilik gelişimi için çok gerekli olan sorumluluk duygusunun gelişmesi de orta öğretim döneminde son şeklini alır. Sorum-luluk duygusuyla başarı arasında olumlu bir ilişki vardır.
“Değersizlik” inancı, kişiliğin zayıf-lığını gösteren bir şeydir. Psikolojik zayıflık da düşünceleri ifade etmekten alıkoyan bir durumdur. Kişinin kendini değerlendirme ölçüsünün temeli büyük çapta ailedeki yetiştirme tarzında yatar.
Anne ve babalar boş zamanlarını iyi bir şekilde değerlendiriyorsa çocukta geli-şen taklitçilik duygusuyla, boş zamanlarını değerlendirmekte, özel uğraşlar bulabil-mektedir.
Cezalandırma bile bir ilgidir. Öğ-rencilere, “Düşük notlarla dolu bir karne götürdüğünüzde anne ve babanızın dav-ranışı ne olurdu?” diye sorulmuştu. Cevap, aşağıdakilerden biri idi.
1. Cezalandırıcı davranış
2. Destekleyici yardım edici, nede-nini araştıran davranış
3. İlgisiz davranış
Gençlerin karşısına bazen habersiz borçlanmalar çıkabilir. “Gençliğimi sizi yetiştirmeye adadım, karşılığı bu mu olacaktı ?” Bir gün bir gence böyle bir fatura geldiğinde gencin canı çok sıkılır. Geçen yıllarda çocuğunuzun okul başarısında ve mutluluğunda anne babanın payı büyüktür, ama faturayı koz olarak çıkartmanız, onu huzursuz ve gelecek hayatta mutsuz yapmaya yetecektir.
Motivasyon (güdülenme) başarı, için değişmez etkenlerden biri. Bir zen ustası yanında öğrencileriyle gezerken tilkiden kaçan bir tavşanı gösterir ve şöyle der:
- Eski bir hikayeye göre tavşanlar tilkilerden daha hızlı koşarlar.
- Hayır, diye itiraz eden bir öğrenci. Tilkiler daha hızlı ko-şarlar.
- Ama tavşan tilkiden kurtulacak, der usta.
- Bundan nasıl emin olabilir-siniz?, diye sorar öğrenci.
- Çünkü, tilki sabah kahvaltısı için, tavşan ise canı için koşuyor, diye cevap veriyor usta.
Anne ve babaların davranışları tutarlı olan bireylerin çocuklarının genelde başarılı oldukları gözlenmiştir.
Ailenin sosyal ve ekonomik sta-tüsü de öğrencinin başarısını etkile-mektedir. Oturulan evin bulunduğu bölge, aile reisinin iş konumu, aile reisinin eğitim durumu gibi değişiklikler göz önünde tutularak sosyal sınıflar oluşturulmuştur.
Hepimizin bildiği gibi ideal anne-babayı belirlemek zordur. Ancak çocuğun gereksinimini sezip ona uygun yanıtlar veren, esnek bir yaklaşım geliştirip davra-nışlarında belirli bir devamlılık ve kararlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce çocuğun istediklerini dinleyen başarılı anne-babalar vardır.
Pek çok anne baba bu gerçekleri bilmesine rağmen uygulamamaktadır. Ne-denleri ise içinde bulunduğu kültür yapısı, geleneksel aile düzenini terk edememe benliğinin kişilik yapıları gibi çok yönlüdür.
Okulda okuyan öğrencilerin uyum, başarı ve davranış bozuklukları karşılaştırıl-maktadır. Öğrencilerin sorunlarını önleme-ye yönelik sadece okul çabası yeterli değildir. O halde ana babaların sorun çözme becerileri kazandırmak gereklidir. Çağdaş eğitim sistemi sürecine giren ülkemizde eğitimde çalışan uzman rehber ve psikologların, ana ve baba eğitimleri programları hazırlayıp ailelere sunmalarının okullardaki çocuklarının okul başarısını olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.
Kaynaklar:
Aile ve Çocuk; Türk Psikoloji Bülteni, Cilt 4, Sayı 9, Haziran 98
Eğitim ve Bilim; Sayı 32, Temmuz 1981